24 Ocak 2017 Salı

Kahve Muhabbeti #3

4 yorum
Bazı insanlar değişmez, değişemezler.

Geçmişinden gelen öğrendikleri bazı yanlış kurallar vardır. Ve siz o kişiye ne derseniz deyin, nasıl anlatırsanız anlatın o insan gördüğünü bildiğini yapar. Bunun önüne ne yazık ki geçilemez. Bu tip insanlardan o kadar çok var ki çevremizde…

Biraz sert bir giriş oldu farkındayım. Biraz dolup taşmışlığım var bu aralar. Özel hayattan bahsetmeyeceğim. İş hayatından biraz dertleneceğim eğer buyur varsa. Bilirsiniz bir iş hayatında sevdiğiniz insanlar olduğu kadar sevmediğiniz insanlardan da istemediğimiz kadar var. Eğer ki kalabalık bir iş yerinde çalışıyorsanız ne ala. Sevmediğiniz istemediğiniz insanları ayırıp sevdiklerinizle vakit geçirebilmek gibi bir handikapınız var. Ama ya diğer türlüyse. İş yeriniz kalabalık bir yerden oluşmuyorsa, 40 m2 ofiste sadece ve sadece iki kişi çalışıyorsanız ve iş arkadaşınızdan hiç ama hiç memnun değilseniz. İşte hayat o zaman Cedric’in dediği kadar zorlaşıyor. Haftanın 6 günü, günde 9 saati bu insanla geçirmek ne kadar çekilmez bir hal alabilir hayal edebiliyor musunuz?

Ufacık ofis içerisinde iş hariç başka hiçbir türlü muhabbetin olmadığı, olan muhabbetinde sinir harbinden öteye gidemediği bir durumda nasıl huzur olur? Ben söyleyeyim. Olmuyor tabi ki de. Çünkü o ofis ikinize dar geliyor. Sıkışıyorsunuz. Sıkıştıkça çarpışıyorsunuz. Çarpıştıkça sinirler geriliyor. Sonra işe karşı moral motivasyon eksilere iniyor. Yani hiç pozitif bir şey olmuyor.
Şu son bir buçuk sene de artık adına ‘gereksiz’ dediğim kişiyle neler yaşadığımı tek tek anlatsam ağzınız açık kalır ama hazır kendimi yeni yeni sakinleştirmeye çalışırken yeniden eski defterleri karıştırmaya lüzum görmüyorum. Yaşadıklarımı gerekli mecralara anlatabilmekti tek derdim. Şükür ki sonunda anlaşıldım.

Ezelden beri tek dediğim ve çoğumuzun söylediğine emin olduğum bir söz var. Bir iş yerinde huzur olsun gerisi çok da önemli değildir. İnanın şuan da aldığım maaşın beş katını verselerdi bu şekilde huzursuz bir ortamda çalışamazdım. Para için bir şeylere diş sıkan insan olmadım hiçbir zaman. Umarım da hep böyle giderim sonsuza kadar. Kendi işimi kurana kadar J


Devamını oku..

10 Ocak 2017 Salı

Pasaport Nasıl Alınır ?

1 yorum
2016 yılından beri istediğim ama yeni yılda ancak alabildiğim pasaportuma dün itibariyle kavuştum. Sanki 10 yıllık Amerika vizesi almış kadar mutluyum dünden beri..

Bugün de size pasaport çıkarmak için bilmeniz gerekenleri soru cevap şeklinde anlatmak istedim.

  • Pasaport Başvurusu İçin Ne Yapmam Gerekiyor?
İşe her şeyden önce randevu alarak başlayabiliriz. Çünkü randevu bulabilmek gerçekten çok zor. Ben yılbaşını yurt dışında geçirmek istedim. Ama pasaport randevusu en erken 4 Ocak'a verildiğinden planlarım suya düştü. O yüzden işe ilk önce randevu alarak başlamakta faydar var. Randevu alabileceğiniz adres. E-Pasaport Aşağıda gösterdiğim yerden gelen soruları cevaplayarak ilerleyebiliyorsunuz. 

  • Pasaport Almak İçin Gerekli Evraklar Nelerdir?
En az 2 adet biyometrik fotoğrafınız elinizde hazır olsun. Fotoğrafta dikkat etmeniz gereken hususlar var. Son 6 ayda çekilmiş olması, dişlerinizin gözükmemesi ve saçlarınızın toplu olması gerekiyor. 
Diğer gerekli evraklar ise pasaport harcınızı yatırdığınız bankadan alacağınız dekont ve nüfus cüzdanınız.
  • Pasaport Ücretleri Ne Kadar ve Nereye Ödenir?
Pasaport ücretleri kaç yıllık alacağınıza göre değişiyor. 6 aylık olarak başlayan pasaport süreleri 5 ve üzeri yıllara göre. Tabi her birinin de ayrı ayrı ücretleri var. Bu arada şunu da söylemeliyim ki 6 aylık pasaport sahibi vize başvurusu yapamıyor. Bilginize..

2017 Pasaport Harç ve Defter Bedelleri

Harç Bedeli
Defter Bedeli
Toplam
6 AY
120,1 TL
94 TL
214,1 TL
1 YIL
175,5 TL
94 TL
269,5 TL
2 YIL
286,4 TL
94 TL
380,4 TL
3 YIL
406,7 TL
94 TL
500,7 TL
4 – 10 YIL
573,1 TL
94 TL
667,1 TL
Pasaport ücretlerini bütün bankalar aracılığıyla ödemesini gerçekleştirebilirsiniz. Bankaya gittiğinizde nüfus cüzdanınızın muhakkak yanınızda olması gerekiyor. Ödemeyi yaptıktan sonra dekontunuzu almayı unutmayın.

  • Pasaport İşlemleri Ne Kadar Sürüyor?
Kendimden örnek vererek konuşabilirim ki 4 Ocak pasaport randevusuna gittim. 9 Ocak günü PTT kargo ile elime geçti pasaportum. Pasaport şubelerinde 3 gün olarak yazsa da yoğunluktan dolayı bu süre bir haftayı bulabiliyor. Şubede ki polis memuru yoğunluktan bahsedince bir haftayı gözden çıkartmıştım ama araya hafta sonu girmiş olmasını saymazsak yaklaşık 3 günde geldi benim pasaportum. 

Şunu söylemem de fayda var. Bu anlattıklarımın hepsi 18 yaş üstü ve umuma mahsus yani bordo pasaport için gerekli. Diğer pasaport işlemleri için bir bilgim yok. 

Pasaportumu aldığıma göre şimdi nereye gideceğime karar verme zamanı. Burayı mutlaka görmen gerekiyor dediğiniz bir yer varsa lütfen benimle paylaşın. 

Gidilecek terler listesi hazırlamaya başladım. 

Devamını oku..

29 Aralık 2016 Perşembe

🌠 2017'yi Beklerken..🌠

15 yorum
Bir yıl daha gidiyor. Bir yaş daha alıyoruz. Belli ki yaşlanıyoruz. Nasıl geçtiğini de anlamıyoruz zamanın. Bakalım şöyle bir geçmişe. 2016'ya nasıl girdiğimi hatırlıyorum da günler, haftalar, aylar nasıl geçti.. Bir türlü çözemiyorum..

Ümitlerim var benim 2017'den. Umutlarım ve bitmeyen hayallerim. Mesela daha dolu yaşamak istiyorum bu yılı. Daha mutlu, daha huzurlu. Hani böyle bir şeyi ilkinde yapamazsın da ikincisin de daha iyi yapmaya çalışırsın, en azından özen gösterirsin ya. İşte öyle. Her geçen yıl diğerinden daha güzel geçsin istiyorum. Gelen gideni aratmasın mantığı.




Mesela çok üzüldük 2016'da. Çok öldük, çok öldürüldük ve çok yara aldık. Ağzımız sürekli 'lanet olsun, kınıyoruz, Allah kahretsin!' sözleriyle doldu taştı kapanmadı. Gözümüz sürekli ağladı. Kalbimiz hep acıdı. Tam geçti derken yine öldük, öldürüldük, yaralar aldık. Sonra yine. yine. yine...
Ben 2016 da ne yaptım diye bakıyorum şimdi arkama. En iyi yaptığım şey okul oldu. Yarım kalanları tamamlamak zordur ama güzeldir.

Son 4-5 yıldır yılbaşı programı yapmıyorum. Bu sene de yapmadım. Aslında yurt dışına gidecektim. Pasaport randevumu yetiştiremedim. Ama 2017'ye dair ilk planım yurt dışına çıkmak. Bu da güzel bir başlangıç olabilir gelecek seneye dair. O yüzden de mutluyum aslında.

Çok seyahat edemedim. Yeni bir yer keşfedemedim. Sadece üç konsere gittim. Sadece dört sinema filmi izledim. Ama hayatta izlemem dediğim Game Of Thrones'a başladım. 3. sezonun yarısındayım. O hayatta izlemem dediği diziyi şu an bıraksanız 10. sezonu dahil üç günde bitirebilirim.

Dileklerim var 2017'den. Ülke olarak insanlara, bana, aileme, ev sevdiğim arkadaşlarıma, tanıyıp tanımadığım herkes bu sene çok mutlu olsun. Huzurlu olsun, sağlıkları eksilmesin bedenlerinden. Kayıplar yaşamasın. Herkes istediği yerde istediği hayatı yaşasın. Özgür olsun. Savaş olmasın. Minicik yavrular ölmesin. Anneler ağlamasın. Babalar askerden oğlum gelsin diye dört gözle beklerken onların üzerlerine toprak atmak zorunda kalmasın. İnsanlar saygılı olsun. Duyarlı ve en önemlisi VİCDANLI olsun. Çocuklar dayak yemesin şeker yesin. Sevgi eli uzatılsın onlara tecavüz değil.

Kendime isteklerimde var. Okulumu bitireyim. Sonra ikinci üniversite hayalim gerçekleşsin. Okumanın yaşı yok sonuçta. Yeni hobiler edineyim. Artık bu sene araba alabileyim. ( Bu zamlarla yine zor ama..) Kendi işimi kurayım. Bir de tarih atarken 2017 yazmaya çabuk alışayım. Bereketli bir yıl olsun. Daha çok gezeyim. Yeni yerler keşfedeyim. Yurt içi yurt dışı fark etmez. Çok daha anım olsun. Çok kitap okuyabileyim hiç seçmeden. Daha fazla müzik dinleyebileyim. Bütün şarkıları bileyim. 80'ler, 90'lar 2000'lerin başı. Yeni hit şarkılar, yerli -  yabancı.. Evet böyle bir manyaklığım var itiraf ediyorum. Bütün şarkıları dinlemek ve ezberlemek..

Dil öğreneyim. İngilizceyi geliştireyim. İtalyanca, İspanyolca gibi farklı diller öğreneyim. Not tutmayı alışkanlık haline getireyim. Düşünüyorum, kendimle konuşuyorum ama sonra hemen unutuyorum. Unutmadan hepsini yazacak bir robot icat edilmeli mesela.

Umutluyum 2017 den.
Umarım içimden geçen bütün iyi niyetli dileklerim kabul olur. Daha fazla biz olalım. Ben, sen, o değil. Kürt, laz, çerkez değil. Alevi, sünni değil. Sadece BİZ!

Devamını oku..

5 Aralık 2016 Pazartesi

Maybelline Push Up Drama & Push Up Angel İnceleme

5 yorum
Artık duymaktan hatta görmekten bıkmış olsak da bu iki ürünün inceleme yazısını yazmadan geçemedim.
Maybelline markasına ait olan bu iki rimel için neler duydum, neler okudum. Dayanamadım aldım. Uzun bir süredir Drama'yı kullanıyorum, son bir kaç gündür de Angel için baya bir fikrim oluştu.


İlk önce Push Up Drama'dan bahsetmek istiyorum.

Almak için direnmedim. Çünkü Maybelline markasına ait rimellere karşı bir zaafım var. Hakkında okuduğum bütün olumsuzluklara rağmen aldım. İlk kullandığımda herkes gibi bende sevmedim. Ama yiğidi öldürüp hakkını yeme demişler. Gerçekten hacim, kirpikleri ayırma, uzatma anlamında benden 10 üzerinden 10'u aldı. 2 kat uyguladığımda kirpiklerimi kaşlarıma kadar değdirdi.

Herkes gibi olumsuz olarak gördüğüm tek yanı fazlasıyla ıslak yapıda olması. Ben ilk önce rimel sürüp makyajımı tamamladıktan sonra eyeliner çeken biri olduğumdan çok fazla problem yaşamadım o konuda. Ama tabi ki acil bir durumda benim gibi makyaj yapanlar bu rimeli tercih etmeyecektir.

Yine Cosmetica indiriminden stok yaptım ben. Benim gibi sevenler varsa ara sıra Cosmetica'yı takip edin. Fiyatı 10 TL'ye kadar düşüyor..

Benim gibi uzun ve dolgun bir kirpik düşkünüyseniz bu rimel hiç size göre değil. Bana göre de değil. İlk aldığımda ( yazısı burda ) bir arkadaşım baya laf etmişti neden aldın diye. Yerden göğe kadar haklıymış. İnce ve plastik fırçası sayesinde kirpikleri sadece doğal bir görünüme kavuşturuyor. Onun dışında 'bence' hiç bir esprisi yok. Adında ki Angel gibi yani melek kanadı gibi bir görünüm vermiyor kirpiklere.

Bitene kadar üst kirpiklerle değil alt kirpiklerime uygulayacağım. Bir daha da alacağımı sanmıyorum. Yine Cosmetica indiriminden merak ettiğim için almıştım.

İki rimel için bir de ben yorum yapayım istedim. Umarım açıklayıcı olmuştur.
Yorumlarınızı bekliyorum 💬








Devamını oku..